Psikoterapi sürecinin temel yapı taşlarından biri gizliliktir. Danışan ile terapist arasında kurulan güven ilişkisi, terapinin etkili ve sağlıklı ilerlemesini sağlar. Gizlilik ilkesi, danışanın kendini özgürce ifade edebilmesine olanak tanır.

Danışanlar terapi sürecinde özel düşüncelerini, duygularını ve yaşam deneyimlerini paylaşır. Bu bilgilerin korunması, mesleki etik kurallar gereği terapistin sorumluluğundadır. Danışanın onayı olmadan hiçbir bilgi üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Gizlilik, danışanın yargılanma ya da ifşa edilme kaygısı yaşamadan terapiye katılmasını destekler. Bu da terapötik sürecin derinleşmesine ve daha verimli ilerlemesine katkı sağlar. Güvenli bir ortamda paylaşılan duygular, bireyin kendini keşfetme sürecini hızlandırır.

Yasal ve etik çerçevede belirlenen istisnai durumlar dışında gizlilik ilkesi korunur. Bu durumlar danışana açık ve şeffaf bir şekilde aktarılır.

Psikoterapide gizlilik, yalnızca bir kural değil; danışanın ruhsal iyilik halini destekleyen temel bir değerdir.